Milli kültürümüzü bizden sonraki nesillere sağlıklı bir biçimde aktarabilme misyonu, bizleri, bu kültürel mirası tahrip edecek fikir akımlarına karşıson derece duyarlı olmaya yöneltmektedir. Bu fikir akımlarının en önemlisi ve temeli ise, hiç şüphe yok ki, materyalist felsefedir.
Materyalizm, maddenin sonsuzdan beri varolan mutlak ve yegane varlık olduğu iddiasına dayanır. Maddenin dışında hiç bir madde-ötesi varlık ve anlam olmadığına inanır. Dikkat edilirse materyalizm, milli kültürün temeli olan her türlü manevi kavramı reddetmektedir. Materyalizmin tahrip ettiği bu kavramların başında ahlak, aile, vatan sevgisi, toplum için fedakarlık gibi erdemler gelir. Bu tür erdemleri olmayan bir toplumun kısa sürede dağılıp parçalanacağı açıktır.
Bugün özellikle genç kuşak üzerinde etkili olan bu tehdide karşı, Ziya Gökalp'in "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" formülü kullanılmalıdır. Gökalp, Türkleşmenin ve İslamlaşmanın muasır, yani çağdaş olmaya bir engel teşkil etmediğini, aksine üçünün bir arada yürüyeceğini söylemişti. Bugün de materyalist kültür içinde bilinçsizleşmiş olan toplum kesimlerine, özellikle de gençlere bu formül iyice öğretilmelidir.
Bugün gençliğin bir kısmı, çağdaşlaşmayı kendi kimliğinden taviz vererek "Batılılar gibi olma" şeklinde algılamaktadır. Oysa Batılılaşmak demek, teknolojinin en son geldiği sınırı kullanabilmek, bilim alanında katılımcı olmak, karşısındakinin haklarına saygılı olmak, hoşgörülü ve adaletli olmak, toplumun bütünlüğünü sağlayan temel yapı olan ailenin korunması demektir.
Yapılması gereken, milliyetçiliği ve milli kimliği muhafaza ederken siyasi ve iktisadi yönden onlarla boy ölçüşecek, örnek olacak bir seviyeye gelmektir. Gençliğe bunu kavrattığımız takdirde, büyük bir mesafe kat edilmiş olacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder